ELEŞTİRİ | Disiplin Hukukunda Orantısızlık: Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezasının Aylıktan Kesme Cezasına Çevrilmesindeki Adaletsizlik

Öğrenim durumları nedeniyle yükselebilecekleri kadroların son kademelerinde bulunan Devlet memurlarınına kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesi gereken hâllerde, aylıktan kesme cezasına dönüştürülmesinde eşitlik ve orantılılık ilkesinin gözetilmemesi.

İDARE HUKUKUDISIPLIN HUKUKU

Av. Asena Çingi

11/12/20255 min oku

Giriş: Hukuk Devletinde Disiplin Rejiminin Amacı

Hukuk devleti ilkesinin en temel yansımalarından biri, idarenin tüm eylem ve işlemlerinin hukuka bağlı olmasıdır. Kamu hizmetinin sürekliliğini ve düzenini sağlamak amacıyla oluşturulan disiplin hukuku da bu bağlamda, idarenin keyfiliğini önleyen, öngörülebilir ve adil kurallara tabi olmalıdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu (DMK), bu disiplin rejiminin ana çerçevesini çizer.

Ancak, kanunun lafzı ve uygulaması arasında, özellikle "kademe ilerlemesinin durdurulması" cezasının belirli bir memur grubu için dönüştürülmesinde, hukukun temel ilkeleri olan orantılılık ve eşitlik ilkelerini zedeleyen ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Sorunun Kaynağı: 657 Sayılı Kanun m. 125-D ve "İstisna" Hükmü

657 sayılı DMK'nın 125. maddesi, disiplin cezalarını ve bu cezaları gerektiren fiilleri detaylıca sıralar. "Kademe ilerlemesinin durdurulması" cezası, m. 125-D bendinde şu şekilde tanımlanır:

Kademe ilerlemesinin durdurulması : Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 - 3 yıl durdurulmasıdır.

Kanun koyucu burada, "fiilin ağırlık derecesine göre" diyerek, 1 yıl, 2 yıl veya 3 yıl gibi farklı ağırlıkta yaptırımların uygulanabilmesine olanak tanımış ve orantılılık ilkesini bizzat metne dahil etmiştir.

Sorun, aynı maddenin devamında yer alan şu istisnai hükümle başlamaktadır:

"Öğrenim durumları nedeniyle yükselebilecekleri kadroların son kademelerinde bulunan Devlet memurlarının, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesini gerektiren hallerde, brüt aylıklarının ¼’ü – ½’si kesilir ve tekerrüründe görevlerine son verilir."

Bu hüküm, terfi imkanı kalmayan memurlar için fiili bir imkansızlığı çözmek amacıyla getirilmiştir. Ancak bu "çözüm", orantılılık ve eşitlik ilkelerini temelden sarsmaktadır.

1. Orantılılık İlkesinin İhlali: Fiilin Ağırlığı Nerede?

Disiplin hukukunda orantılılık, işlenen fiil ile verilen ceza arasında adil bir denge olması demektir. DMK m. 125-D, "fiilin ağırlık derecesine göre 1 - 3 yıl" diyerek bu dengeyi kuramsal olarak kabul etmiştir.

Ancak ceza aylıktan kesmeye dönüştüğünde, bu 1-3 yıllık kademelendirme tamamen ortadan kalkmaktadır. Kanun, "1 yıl durdurma cezası 1/4 kesintiye, 3 yıl durdurma cezası 1/2 kesintiye çevrilir" gibi orantılı bir bağ kurmamıştır.

Disiplin Hukukunun Ruhu: Hassas Kademelendirme (Emniyet Tüzüğü Örneği)

Kanun koyucunun disiplin fiillerinin ağırlığını ne kadar ciddiye aldığını görmek için başka bir mevzuata bakmak yeterlidir. Örneğin, 7068 sayılı Kanun, "fiilin ağırlığı" ilkesinin nasıl hassas bir teraziyle uygulanması gerektiğini gösteren somut bir örnektir.

Bu Tüzük, cezaları 4, 6, 10, 12, 16, 20 ve 24 ay gibi çok detaylı kademelere ayırmıştır. Durdurma cezasını gerektiren hâllerden birer örneği ile birlikte şu şekildedir:

  • 4 Ay Kısa Süreli Durdurma: Amir ve memurlara görevle ilgili yalan söylemek (Md. 6/A-1).

  • 10 Ay Kısa Süreli Durdurma: Yetkili olmadığı halde basına demeç vermek (Md. 6/C-3).

  • 16 Ay Uzun Süreli Durdurma: Hizmet içinde resmi sıfatının saygınlığını sarsacak davranışlarda bulunmak (Md. 7/B-1).

  • 24 Ay Uzun Süreli Durdurma: Görev sırasında uyumak (Md. 7/D-1).

Görüldüğü üzere, mevzuatın kendisi "amirine yalan söylemek" ile "görevde uyumak" arasında tam 6 katlık (4 aya karşı 24 ay) bir ağırlık farkı gözetmiştir.

657'deki Soruna Dönüş

Şimdi bu hassas dengeyi 657'deki soruna uygulayalım: İdare, 1 yıl (12 ay) kademe ilerlemesi cezasını gerektiren bir fiil işleyen memura da, 3 yıl (36 ay) ceza gerektiren çok daha ağır bir fiil işleyen memura da aynı tavan orandan, yani 1/2 (yarım) maaş kesintisi cezasını uygulayabilmektedir.

7068 örneğindeki 4 aylık fiil ile 24 aylık fiil arasındaki açıklığı bariz fark, 657'nin dönüşüm maddesinde "1/4 ile 1/2 arası" gibi muğlak bir aralığa sıkıştırılarak yok edilmektedir. Fiilin ağırlığı ile cezanın ağırlığı arasındaki bu bağ koptuğu an, orantılılık ilkesi de ortadan kalkmış olur.

2. Eşitlik İlkesinin Açık İhlali

Hukuk devletinde eşitlik ilkesi, benzer durumda olanlara benzer, farklı durumda olanlara ise farklı muamele yapılmasını gerektirir.

Mevcut düzenlemede ise farklı durumda olanlar (az kusurlu ile çok kusurlu) aynı muameleye tabi tutulmaktadır:

  • A Memuru: Görece hafif bir fiil işlemiştir (örn: DMK 125-D'ye göre 1 yıl KİD alması gerekir).

  • B Memuru: Çok daha ağır bir fiil işlemiştir (örn: DMK 125-D'ye göre 3 yıl KİD alması gerekir).

Her ikisi de kadrosunun sonundaki memur ise, idare keyfi bir takdirle her iki memura da 1/2 oranında aylıktan kesme cezası verebilir. Bu, "hukuk önünde eşitlik" değil, "hukuksuzlukta eşitlik" yaratır. Daha az kusurlu olan A Memuru, daha ağır kusurlu olan B Memuru ile aynı ağır yaptırıma maruz bırakılarak cezalandırılmış olur.

3. İdarenin Keyfiliğe Varan Takdir Yetkisi

Hukuk devleti, idareye takdir yetkisi tanır ancak bu yetki sınırsız ve keyfi değildir. İdarenin takdir yetkisi, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır ve mutlaka objektif kriterlere dayanmalıdır.

Kanundaki "brüt aylıklarının 1/4’ü – 1/2’si kesilir" ifadesi, idareye çok geniş ve kriterleri belirsiz bir alan bırakmaktadır. İdare hangi somut durumda 1/4, hangi durumda 1/2 oranını uygulayacaktır? Hakkaniyet gözetilmeksizin keyfî kararlar verilebilecektir.

Bu boşluk, idareye şu kapıları açmaktadır:

  1. Fiilin ağırlığından bağımsız olarak (ister 1 yıl, ister 3 yıl KİD gerektirsin) her zaman en ağır olan 1/2 oranını uygulama keyfiyeti.

  2. Benzer fiilleri işleyen memurlara karşı dahi farklı oranlar uygulama (birine 1/4, diğerine 1/2) keyfiyeti.

Disiplin amirinin kişisel kanaatlerine dayalı olarak farklı oranların belirlenmesi, idari işlemin "sebep" ve "ölçülülük" unsurlarını sakatlar ve işlemi hukuka aykırı hale getirir.

Sonuç ve Değerlendirme: Çözüm Önerisi

657 sayılı Kanun'un m. 125-D bendindeki bu istisnai hüküm, mevcut haliyle hem Anayasa'nın 10. maddesindeki "eşitlik" ilkesine hem de 2. maddesindeki "hukuk devleti" ilkesinin bir gereği olan "orantılılık" (ölçülülük) ilkesine açıkça aykırıdır.

Hukuki belirliliği sağlamak ve keyfiliği önlemek adına yapılması gereken, kanunda açık bir düzenlemeye gitmektir. Çözüm, fiilin ağırlık derecesi ile parasal yaptırım arasında net bir bağ kurmaktır. En azından:

"Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesini gerektiren hallerde;

  • 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası karşılığı brüt aylığının 1/4’ü,

  • 2 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası karşılığı brüt aylığının 1/3’ü,

  • 3 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası karşılığı brüt aylığının 1/2’si kesilir."

Böyle bir düzenleme, idarenin takdir yetkisini "fiilin ağırlığını" belirlemekle sınırlar, ancak ağırlık belirlendikten sonra uygulanacak yaptırımı objektif bir kurala bağlayarak keyfiliği engeller.

İdeal olan ise, 7068'deki gibi çok daha hassas bir ağırlık barometresinin (örneğin 12 ay, 16 ay, 20 ay, 24 ay vb.) belirlenmesi ve bu barometrenin parasal karşılığının da aynı hassasiyetle kanuna yansıtılmasıdır. Mevcut uygulama, adil bir disiplin rejiminden çok, idari bir keyfiyete hizmet etme riski taşımaktadır.