Zilyetlik Kavramı ve Geçmişten Günümüze Zilyetlik
Roma Hukuku perspektifinden günümüz zilyetlik kavramının açıklanması
EŞYA HUKUKU
Av. Asena Çingi
4/14/20266 min oku


ZİLYETLİK NEDİR? GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ZİLYETLİK
Zilyetlik kavramının tarihsel kökeni Roma Hukuku'ndaki possessio kavramına dayanır. Arapça "el" (yed) kelimesinden türeyen bu kavram, sahiplikten bağımsız olarak malı elinde bulundurma ve kullanma iradesini temel alır ve tarihsel olarak fiilî durumu korumayı amaçlar. Zilyetlik, mülkiyet karinesi, zamanaşımıyla mülkiyet kazanımı (usucapio) ve zilyetliğin korunması gibi konularda merkezî bir kavramdır.
Bu çalışmada eşya hukukunun temel kavramlarından olan zilyetlik kavramı üzerinde durulacaktır. Öncelikle zilyetliğin özelliklerinden bahsedilecek, akabinde zilyetlik türleri izah edilmeye çalışılacaktır. Daha sonra zilyetliğin kazanılması ve zilyetliğin korunması açıklanacak ve en sonunda zilyetliğin iadesine de değinilerek çalışma sonuçlandırılacaktır.
Giriş
Zilyetlik Roma Hukukundaki possessio kavramından gelir. Bir mal üzerindeki fiilî hakimiyeti (de facto) ifade eden possessio, malın yasal sahibi (malik) olmasanız bile, o malı elinizde tutma, kullanma ve koruma durumudur. Zilyetliğe konu mal taşınır ya da taşınmaz mal olabilir.
“Possessio est usus facti, cum animo domini.”
(Zilyetlik, malik olma iradesiyle birlikte fiilî kullanımdır.)
Roma hukukunda zilyetlik (possessio), bir eşya üzerinde fiili hakimiyet (corpus) ile malik olma iradesinin (animus possidendi) birleşimidir. Roma Hukukunda sadece eşyayı tutmak (detentio) yeterli olmayıp, kişinin o eşyayı kendi malı gibi kullanma veya sahiplenme niyetini taşıması şarttır. Bu iradeye sahip olanlar (hırsız dahil) asli zilyet sayılırken, kiracı gibi başkası adına zilyet olanlar feri zilyet (vazulyet) kabul edilmiştir.
Corpus (Fiili Hakimiyet): Eşyanın kişinin fiziksel kudret alanında bulunmasıdır.
Animus Possidendi (Malik Olma İradesi): Eşyayı kendisi için, mülkiyet iddiasıyla elinde bulundurma niyetidir.
Asli ve Feri Zilyetlik: Roma hukukunda malik sıfatıyla zilyet (asli) ile hakka dayalı olarak (kira, rehin) eşyayı tutan (feri/detentor) ayrımı keskindir. Kiracı, rehin alan gibi kişiler malın maliki olma niyetine sahip olmadıklarından zilyet değil, "vazulyet" (detentor) olarak adlandırılır.
Zilyetliğin Korunması: Malik olma iradesine dayanan zilyetlik, interdictum adı verilen koruma yöntemleriyle korunurdu.
Zilyetlik iradesi, eşyayı bilerek ve isteyerek fiili egemenliğinde bulundurma niyetidir. Hırsız bile malı sahiplenme niyetiyle aldığı için kendisi için zilyet kabul edilirken, emanetçi bu niyetten yoksun olduğu için başkası için zilyet kabul edilir.
Zilyetlik Türleri
Aslî Zilyet – Ferî Zilyet : Zilyet, bir sınırlı aynî hak veya bir kişisel hakkın kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi başkasına teslim ederse, bunların ikisi de zilyet olur. Bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan aslî zilyet, diğeri fer'î zilyettir. (TMK m. 974)
Dolaylı Zilyet – Dolaysız Zilyet: Bir şeyde fiilî hâkimiyetini doğrudan doğruya sürdüren kimse dolaysız zilyet, başka bir kişi aracılığı ile sürdüren kimse dolaylı zilyettir. (TMK m. 975)
Kendisi için Zilyet – Başkası İçin Zilyet: Eşyayı kendi faydası için elinde bulunduran kişi kendisi için zilyet, kendisine veren kişi için eşyayı elinde tutuyor, bu iradeyle fiilî tasarrufta bulunuyorsa o, sadece başkası için zilyettir.
Zilyet Yardımcısı: Bir eşyayı zilyetlik iradesiyle değil de, başkasına bir hizmet görmek amacıyla fiilî hâkimiyetinde bulunduran kimse zilyet yardımcısıdır.
Paylı Zilyetlik – El Birliği Hâlinde Zilyetlik: Birden fazla zilyetten her biri eşyayı tek başına kullanabiliyorsa paylı zilyetlik, eşyayı yalnızca bir araya geldiklerinde kullanabiliyorlarsa el birliği hâlinde zilyetlik söz konusudur.
Zilyetliğin Kazanılması
a. Aslen Kazanma:
Aslen kazanmada devir söz konusu değildir. Sahipsiz malın kazanılması, hırsızın ve gaspçının zilyetliği aslen kazanma ile olur.
b.Tesisen Kazanma:
Mevcut zilyet kendi zilyetliğini muhafaza ederken aynı zamanda bir başkasına da zilyetlik tanıyorsa zilyetlik tesisen kazanılır. Emanet, ödünç, rehin, kiraya verme gibi durumlarda kişi kendisi asli zilyetken bir başkasını da feri zilyet yapmaktadır.
c. Miras Yoluyla Kazanma
Mirasçılar tereke üzerindeki zilyetliği miras bırakanın ölümü ile kazanırlar. Devralınmmış olması gerekmez.
d. Devren Kazanma
Teslimle Kazanma
Zilyetlik eşyanın veya eşya üzerinde hâkimiyeti sağlayacak araçların edinene teslimi veya hâkimiyeti kullanacak duruma gelmesi halinde teslimle kazanma söz konusu olur. Temsilciye yapılan teslim,
Teslimsiz Kazanma
Üçüncü kişi veya zilyetliği devreden, özel bir hukukî ilişkiye dayanarak zilyet olmakta devam ederse teslim gerçekleşmeksizin zilyetlik kazanılmış olur.
Kısa elden teslim, dolaysız zilyedin zilyet olduğu eşyanın üzerinde başka bir hak alması durumudur. Ödünç verilen eşyayı sonradan bağışlama örnek olarak verilebilir.
Hükmen teslim, mülkiyet hakkı devredilmesine rağmen eşya bir sebeple bir süre daha devredende kalıyorsa söz konusudur.
Zilyetliğin havalesi, eşyanın teslim edileceği kişinin değiştiği durumlarda söz konusudur.
Emtiayı temsil eden senetlerin devri, bir taşıyıcıya veya mağazaya bırakılmış emtiayı temsil eden kıymetli evrakın teslimi ile olur.
Zilyetliğin Korunması
Savunma Hakkı
Zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir. Zilyet, rızası dışında kendisinden alınan şeyi taşınmazlarda el koyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken yakalananın elinden alarak zilyetliğini koruyabilir. Ancak, zilyet durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak zorundadır. ( TMK m. 981)
Dava Hakkı
Başkasının zilyet bulunduğu bir şeyi gasbeden kimse, o şey üzerinde üstün bir hakka sahip olduğunu iddia etse bile onu geri vermekle yükümlüdür. Davalı, o şeyi davacıdan geri almasını gerektirecek üstün bir hakka sahip olduğunu derhâl ispat ederse onu geri vermekten kaçınabilir. Dava, şeyin geri verilmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur. ( TMK m .982)
Saldırıda bulunan, şey üzerinde bir hak iddia etse bile; zilyetliği saldırıya uğrayan, ona karşı dava açabilir. Dava, saldırının sona erdirilmesine, sebebinin önlenmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur. (TMK m. 983)
Gasp ve saldırıdan dolayı dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer. (TMK m. 984)
Yukarıdaki süreler geçse dahi taşınırlarda haklı zilyet taşınırın eldne çıkmasından 5 yıl içinde taşınır davası, malik malik olma hali devam ettikçe istihkak davası açabilir. Taşınmazlarda ise malik olma iradesi devam ettikçe istihkak davası açılabilir. Dikkat edilmelidir ki taşınır davası için haklı zilyet olmak yeterliyken istihkak davası için malik olmak gereklidir. Ayrıca taşınmazlarda müdahalenin yapıldığını öğrenmeden 60 gün içinde ve her hâlde 1 yıl için de idarî makamlara başvuru yapılabilir.
Zilyetlik davalarında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesiyken, taşınır davalarında ve istihkak davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Zilyetliğin İadesi
İyi niyetli zilyet geri vermekle yükümlü olduğu şeyin elinde kalanını verir. Zorunlu ve yararlı masraflarını geri ister. Lüks masraflarını söküp alabilir. Tazminat ödemek zorunda değildir.
Kötü niyetli zilyet ise verdiği zararları, elinde kalan kısmı, elde ettiği ya da elde etmekte ihmal gösterdiği kazançları geri vermekle yükümlüdür. Yalnızca zorunlu masraflarını geri isteyebilir. Eşyayı kime vereceğini bilmiyorsa yalnızca kusuruyla vermiş olduğu zararları karşılar.
Sonuç
Zilyetlik, kökenini Roma Hukuku’ndan alan ve mülkiyetten bağımsız olarak eşya üzerindeki fiilî hâkimiyeti esas alan, eşya hukukunun en temel kavramlarından biridir; corpus ve animus unsurlarının birleşimiyle ortaya çıkan bu kurum, farklı zilyetlik türleri, kazanılma biçimleri ve korunma yolları ile hukuk düzeni içinde kapsamlı bir sistematik oluşturmakta, özellikle fiilî durumun korunması suretiyle toplumsal düzenin sağlanmasına hizmet etmektedir. Zilyetliğin kazanılması ve devrine ilişkin düzenlemeler ekonomik hayatın ihtiyaçlarına pratik çözümler sunarken, savunma ve dava haklarıyla desteklenen koruma mekanizmaları bu fiilî hâkimiyeti hukuken güvence altına almaktadır. Ayrıca zilyetliğin iadesine ilişkin hükümler, iyi niyetli ve kötü niyetli zilyet ayrımı üzerinden hakkaniyetli bir denge kurarak taraf menfaatlerini gözetmektedir. Bu yönleriyle zilyetlik, yalnızca teknik bir hukuk kurumu değil, mülkiyet ilişkilerinin anlaşılması ve uygulanması bakımından vazgeçilmez bir temel yapı taşıdır.
Adres
Cevizli, Mustafa Kemal Cd. No 54 , 34865 Kartal/İstanbul
İletişim
+90 553 855 86 07
info@cingi.av.tr
